Filodyo, Hakan E. tarafından kurulan, Türk Patent ve Marka Kurumu’na kayıtlı, bağımsız bir müzik edisyon markasıdır. Hakan E, Türkiye’de özel radyoların ortaya çıktığı dönemlerden bu yana ülkede önde gelen radyolarda çeşitli görevlerde çalışmış ve sektördeki bir ihtiyacı fark ederek önce “not FM“’i daha sonra Filodyo‘yu hayata geçirmiştir. Halen İstanbul Medipol Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo, Televizyon ve Sinema bölümünde akademik çalışmalarını sürdürmekte ve aynı zamanda “Filodyo” ile yenilikçi bir yaklaşım ortaya koymaktadır..

Filodyo, mağazalar ve işletmeler için özel olarak tasarlanmış müzikler üreterek, işitsel atmosferin önemini vurgular. Bilimsel araştırmalar, müziğin alışveriş ortamlarında müşteri davranışları üzerinde etkili olduğunu göstermektedir. Örneğin, yapılan çalışmalar, uygun müzik seçiminin müşterilerin mağazada geçirdiği süreyi uzatabileceğini ve bu durumun satışlara olumlu yönde katkıda bulunabileceğini ortaya koymaktadır (Milliman, 1982). Ayrıca, müzik türünün müşteri harcamaları üzerinde de etkili olabileceği belirtilmektedir; yavaş tempo müziklerin, hızlı tempolulara kıyasla, daha fazla harcama yapılmasına yol açtığı gözlemlenmiştir. (Yalch & Spangenberg, 1990).

Ancak, Milliman‘ın 1982 ve Yalch & Spangenberg‘in 1990 yılında yaptığı araştırmalar, günümüzün alışveriş merkezleri düşünülerek yapılmadığı için bu bulguların zaman içinde biraz eskimiş olabileceği göz önünde bulundurulmalıdır. 1980’lerden ve 1990’lardan sonra alışveriş deneyiminin köklü bir şekilde değiştiğine dikkat çekmek gerekir. Günümüzde, teknolojinin ilerlemesi ve dijitalleşmenin artmasıyla birlikte, müşterilerin beklentileri ve alışveriş alışkanlıkları önemli ölçüde değişmiştir. Müşteriler artık daha kişiselleştirilmiş deneyimler aramakta ve alışveriş süreçlerinde daha fazla rahatlık beklemektedir.

Filodyo müziğin alışveriş ortamlarındaki etkisine yalnızca tempo bakımından değil, çok daha karmaşık bir perspektiften yaklaşır. Önceki araştırmalar yavaş tempo müziklerin, hızlı tempolara kıyasla, müşterilerin daha fazla harcama yapmasına yol açtığını gözlemlemişken, Filodyo, melodik yapılardaki majör ve minör tonların psikolojik etkilerini detaylı bir şekilde inceler. Majör tonlar, genellikle ‘mutlu’ veya ‘neşeli’ notalar olarak tanımlanır ve bunların duygusal açıdan olumlu bir hava yarattığı bilinmektedir. Müzik biliminde bu notaların kullanımı, dinleyiciler üzerinde enerji verici ve moral artırıcı bir etki oluşturabileceği gösterilmiştir. Bu tür melodiler, alışveriş ortamında müşterilerin genel ruh halini iyileştirerek, daha pozitif bir alışveriş deneyimi yaşamalarına yardımcı olabilir. Ayrıca tonal farklılıklar, müşterilerin satın alma kararlarını derinden etkileyebilir.

Öte yandan, minör tonlar daha çok ‘karanlık’ veya ‘melankolik’ sesler olarak nitelendirilir ve daha introspektif, düşündürücü bir atmosfer yaratma potansiyeline sahiptirler. Psikoakustik çalışmalar, minör tonların kullanımının, dinleyicilerin duygusal derinliğini ve bağlılık hissini artırarak, belirli ürünlerle daha duygusal bir bağ kurmalarına olanak tanıdığını ortaya koymaktadır.

Filodyo‘nun müzik seçimlerinde bu bilimsel temellere dayanan anlayış, müzikal ögelerin ve tonların, müşterilerin duygusal durumları ve dolayısıyla alışveriş davranışları üzerindeki etkilerini stratejik olarak kullanmayı amaçlar. Hakan E, bu yaklaşımıyla, müzikal yapıların sadece atmosferi değil, aynı zamanda müşteri ve çalışanların psikolojik deneyimlerini de şekillendirmekte olduğunu vurgular. Bu bilinçli seçimler, alışveriş ortamlarında daha uygun ve hedeflenen bir duygusal yanıtı teşvik eder, böylece hem müşteri memnuniyetini hem de satışları olumlu yönde etkileyebilir.

Bu nedenle, Filodyo‘nun müzik üretim süreci, bu tür karmaşık müzikal unsurlar dikkate alınarak özenle hazırlanır. Müşteri ve çalışan ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde optimize edilmiş bir işitsel ortam yaratma çabası, Filodyo‘nun sektördeki başarısının ve yenilikçi yaklaşımının temel taşlarından biridir.

Bu yeni dönemin gerekliliklerine uygun olarak, “not FM” ve Filodyo müzik üretim ve seçimlerini sürekli olarak güncel tutmayı, dinamik ve çeşitli müzik stratejileri uygulayarak hem müşteri hem de çalışan ihtiyaçlarına uyum sağlamayı amaçlar. Bu yaklaşım, günün çeşitli saatlerine ve mevsimsel değişikliklere göre esneklik gösterir ve modern perakende ortamının dinamiklerine uygun düşer. Böylece Filodyo, müzik aracılığıyla oluşturulan atmosferin sadece satışları artırmakla kalmayıp, aynı zamanda çalışanların iş tatminini ve verimliliğini de destekleyecek şekilde evrildiğini vurgular.

Bu bağlamda Filodyo, özel müzik üretimi ile işletmelerin atmosferini zenginleştirirken, bilimsel dayanaklarla desteklenen stratejileri kullanarak işletmelere değer katmaktadır. Bu stratejik yaklaşım, müşteri deneyimini iyileştirmeyi ve dolayısıyla işletmelerin müşteri memnuniyetini ve ciro hedeflerine ulaşmasına yardımcı olmayı amaçlar. “not FM” ve Filodyo’nun bu alandaki derin bilgisi ve deneyimi, sektörde öne çıkmalarını sağlamaktadır.

Filodyo‘nun ürettiği özel müzikler, sadece müşterilerin davranışlarını etkilemekle kalmaz, aynı zamanda iç müşteri olarak nitelendirdiğimiz mağaza çalışanlarının motivasyonu üzerinde de önemli bir rol oynar.

Bilimsel araştırmalar, müziğin tempo ve türünün çalışanların verimliliği üzerinde belirleyici olabileceğini göstermektedir. Örneğin, çeşitli çalışmalar, uygun tempodaki müziğin çalışanların enerjisini artırabildiğini ve stres seviyelerini azaltabildiğini ortaya koymuştur (Lesiuk, 2005). Bu, özellikle uzun saatler boyunca fiziksel ve zihinsel olarak talepkâr işler yapan perakende çalışanları için geçerlidir.

Filodyo, müziğin bu çift yönlü etkisini dikkate alarak, hem müşterilerin alışveriş deneyimini iyileştirmek hem de  iç müşteri olarak nitelendirdiğimiz mağaza çalışanlarının motivasyonunu artırmak için esnek bir tempo politikası benimser. Şirket, müzik seçiminde, günün farklı saatlerinde ve yoğunluk düzeylerine göre dinamik bir ayarlama yaparak, hem müşteri hem de çalışan ihtiyaçlarını dengeli bir şekilde karşılamayı hedefler. Örneğin, iş gününün başlangıcında daha enerjik müzikler tercih edilirken, günün ilerleyen saatlerinde daha sakinleştirici müzikler çalınarak hem müşterilerin hem de mağaza çalışanlarının rahatlaması teşvik edilir. Bu strateji, işletmeler için tutarlı ve verimli bir atmosfer yaratılmasına olanak tanır, böylece hem satışlar hem de çalışan memnuniyeti artırılmış olur.